14 Mayıs 2011 Cumartesi

14 mayıs 2011 - yeni bir sayfa mı? -2


Mart 2008’de 33. Galatasaray Spor Kulubü başkanlığına seçilen Adnan Polat, Galatasaray camiasının prenslerinden biriydi. Özhan Canaydın, Mart 2006 tarihinde yönetimine dahil ettiği günden itibaren  Adnan Polat’ı kendisinden sonra gelecek başkan olarak işaret ediyordu. Zaten camia ve taraftar içinde sevilen bir kişilik olan Adnan Polat kolaylıkla başkan olarak seçildi. özellikle 3 dönem üst üste başkanlık yapan Özhan Canaydın’a göre daha iyi bir başkanlık dönemi geçirmesine rağmen istenilen ya da hedeflenen sportif başarının bir türlü gelmemesi, Türk Telekom Arena stadı açılışı öncesinde ve sonrasında yaşanılanlar ve bu dönemde gerekli dirayeti gösterememesi, camiayı gerektiği gibi temsil edememesi, Adnan Sezgin ısrarı  kendi sonunu hiç beklemediği şekilde sona erdirdi. Galatasaray’da ilk kez bir yönetim, idari olarak ibra edilmedi ve bu kurul sonrasında yönetim olağanüstü seçim kararı aldı. Böylelikle Adnan Polat, Galatasaray’dan bir efsaneyi; Adnan Polat’ı; bitirerek görevini bırakmış oldu.

27 Mart 2011 Mali genel kurul öncesi camianın ağabeylerinden İnan Kıraç, Ünal Aysal ismini işaret ediyordu. Ünal Aysal, isimli bir liste oluşturarak seçimlere girdi. Ali Dürüst, Adnan Öztürk, Semih Haznedaroğlu, Celal Gürcan, Refik Arkan, Abdurrahim Albayrak gibi isimlerden oluşan liste yine de küçük çaplı bir hayal kırıklığı yaratmadı değil.  Yıllardır basında gösterilen Ünal Aysal kimliği; zengin, otoriter, bir nevi Robin Hood olduğu için (hisse senedi olayları) insanlarda çok büyük beklentilere yol açtı. Son dönemlerde oluşan “Ünal Aysal gelecek dertler bitecek” algısının dışında; Fatih Terim’in isminin anılması da bu heyecanı arttırdı. Liste dışında başka hayal kırıklıkları da var tabi. Seçim öncesi süreçte muğlak konuşmaları, başkan seçilmiş gibi tavırları kendisine karşı antipati yarattı. Yine de yarın çok büyük ihtimalle Galatasaray’ın 34.başkanı olarak tarihteki yerini alacak. Kendisi hakkında Galatasaray Lisesi mezunu olmasına rağmen 60 yaşına kadar kulübe neden üye olmadığı, Galatasaray’ı bugüne kadar her fırsatta biçen bir kısım medyanın neden bir anda destek verdiği soruları kafaları karıştırıyor. Benim dikkatimi çeken Helvacı’ya nazaran daha az propaganda yapması ve daha az vaat vermesi oldu. Yeri gelmişken söyleyeyim hali hazırda Fatih Terim’in adı nerdeyse bende o başkanın yanındayım. Bu yüzden oy hakkım olsaydı kesinlikle “sarı” olurdu. 

Ünal Aysal’dan sonra diğer aday Mehmet Helvacı. Kendisi Özhan Canaydın’ın dönemi de dahil olmak üzere son 7 yıldır yönetimde görevlerde bulundu. 6 sezonda 4 şampiyonluk, bir futbol aklı (ki bahsi geçen kişinin Otto Rehhagel olduğu konuşuluyor), 6 Türk 4 yabancı olmak üzere 10 futbolcuyla yapılan ön anlaşma, bunun yanında tenis, satranç gibi şubelerin açılması gibi konularda vaatleri ve projeleri bulunuyor. Ancak Camianın ve taraftarının güvenini, inancını sıfırlamış bir durumda. Bunda baş sebep olarak 7 senedir bu yönetimin içinde yer almasına rağmen halen kendi görev bölümleri içerisinde gereğini başarıyla yerine getirdiğini iddia ederken, 2. Başkanı olduğu bir yönetimde Rijkaard’ın gidişine engel olamadığını, 15 ocak sonrası yaşananlarda kendinin de eleştirdiğini söylemesi gibi bir çok başarısızlıktan kendini sıyırarak Adnan Polat’a yüklüyormuş görüntüsü vermesi gibi davranış ve tavırları sayabiliriz. Kendisi maalesef samimi görünmüyor. Konuştuğu şeyler tamamen politik vaatler gibi görünüyor. 7 senedir yönetimdeyken ve hatta bunun büyük kısmında 2.başkanken başkanı yönlendiremiyorsan, nasıl koca camiaya yol göstereceksin? Nasıl bu sorumluğun altına girip kararlar alacaksın? Ben kendi adıma Mehmet Helvacı’nın Galatasaray başkanı olabilecek karizmayı ya da ağırlığı taşıdığını düşünmüyorum. Bütün bunların yanında bu başkanlık seçimine en iyi hazırlanmış aday Mehmet Helvacı. Ayrıca “kırmızı” hiç seçim kaybetmedi. 

Son aday ise Turgay Kıran. 100. Yıl kutlamaları ya da kutlayamamaları, 100. Yıl logosu gibi talihsiz olaylarımız altında imzası var. İyi niyetli ama olacak gibi değil. Başka bir adayın lehine seçilir diye düşünülüyordu ama seçime giriyor. Duruşu, yıllardır verdiği izlenim tıpkı seçtiği renk gibi; Gri. Hiç şans tanınmıyor. 

Bu ahval ve şeraitte futbol şubesinin, kulubün ana damarı olduğu varsayılırsa; bu damarı toplar damar halinden tekrar atar damar haline getirebilecek adımların hızla atılmasını sağlayacak, basın başta olmak üzere süper lig’de diğer kuluplerin, ek olarak kendi taraftarının tekrar saygısını kazanacak bir hale getirecek; takımı ve arması için mücadele edecek Galatasaray ruhunu ve köklerini anlamış futbolcu ve teknik adamlarla çalışacak; mücadele etmeyi hatırlatacak; kazanmayı hatırlatacak kişi gönüllerdeki başkandır. Umarım yeni seçilecek başkan ve yönetim kurulu Galatasaray için hayırlı ve uğurlu olur.

Hiç yorum yok: