Bir gençlik filmi klişesidir lise mezuniyeti balosu. Tüm bir yıl boyunca erkekler ve kızlar kendi aralarında bir mücadeleye girerler bu güne dair. Kimisi platonik olarak sevdiği kızın peşinde kimisi de okulun en popüler kızının peşinde koşar o gece beraber geçirebilmek için. Hedefine ulaşanlar mutlu, ulaşamayanlar çokca sitemli ve morali bozuk katılırlar bu geceye. Herkes en güzel ve en yakışıklı olmak ister.
Kaçamak bakışlar tüm gece baloda birbirini kovalar. O gece yürekler daha heyecanlı daha kıpır kıpırken hep slow dans istenmesi de en güzel ironidir hayata dair. Sevdiğinin elini ancak dans ederken tutabilme şansı içini içine sığdırmaz insanın. İlerleyen saatlerde alkol ile beraber daha hızlı atmaya başlar yürekler. Eğlencenin en safı, en güzeli o gece yaşanır.
Benzer bir geceyi ben de yaşadım 2 temmuz 2000 gününde. O gece hemen balo bitiminde otobüse bindim yakın bir dostumla. Ankara’ya doğru yola çıktım. Sabah vardığımızda yorgunluktan mahvolmuştuk. Hemen yatağa attık kendimizi. Akşam üstüne kadar uyumuştuk. Biraz biraz kendimize gelmeye başlayınca kral bir kahvaltı yaptık. Sohbetimiz genel olarak baloyla ilgili de olsa büyüdük ulan diyorduk, artık üniversiteliyiz. Hayat tam da şimdi başlıyordu. Şimdi daha rahat edecektik, ailelerimiz daha fazla özgür bırakacaktı bizi. Arabamız olacaktı, sigaramızı güzel güzel kafamız rahat içecektik. Gece kulüpleri ve kızlar bizi bekliyordu. Okul forması yoktu ulan daha ne olsun. Günler, geceler, hayat önümüzde upuzun uzanıyordu.
Sonrasında televizyonu açtık. Bir alt yazı akıyordu “Türk sinemasının en ünlü oyuncularından Kemal Sunal bu sabah hayatını kaybetti.” Hemen diğer tüm kanalları karıştırmaya başladık, inanmak istemiyorduk zira. Ancak gerçekti okuduklarımız “İnek Şaban ölmüştü.”
Ölüm hiçbir bedene yakışmaz. Benim çocukluğuma hele hiç yakışmadı. Tamam lise bitince büyüdük sanmıştık kendimizi de, ama çocukluğum ölmeyecekti. Gerçekten ölmeyecekti. Çocukluğum dediğiniz şeyi ölümle yan yana koyabilir misiniz? İnek Şaban’ı ölüm kelimesinin yanına koyabilir misiniz?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder