Ünal Aysal aldığı 2998 oyla Galatasaray Spor Kulübü’nün 34. Başkanı seçildi. İddialı isimlerden oluşturduğu yönetim kurulu, her ne kadar soru işaretleri oluştursa da yine de camianın bu sezon yaşadığı hayal kırıklıkları hatta travmayı tekrar umuda götürebilecek algısı oluşturuyor. Seçim öncesi diğer aday Mehmet Helvacı’nın yürüttüğü etkin kampanyaya(?!) rağmen camia Ünal Aysal ismi üzerinde birleşmiş görünüyor.
Tabii bu birleşmenin bir çok nedeni var. Camianın en etkili ağabeyi İnan Kıraç’ın direk işaret etmiş olması, Ali Dürüst gibi lisenin çok sevdiği ve inandığı bir ismi, Adnan Öztürk, Refik Arkan, Celal Gürcan, Abdurrahim Albayrak gibi isimlerin yanı sıra daha seçim öncesi ortaya atılan Fatih Terim ismi; desteği direk Ünal Aysal ismine çevirdi. Yine seçim öncesi Basketbol şubesinin gelinen noktada gösterdiği başarının baş mimarlarından Hakan Üstünberk’in de Ünal Aysal yönetimi altında görevine devam edeceğinin öğrenilmesi bu desteği pekiştirdi. Sahip olduğu kişisel servetini Galatasaray’ın emrine sunması yerine, bankalardan alınacak teminatlara yol vermesi önemli bir avantaj ve özgüven getirdi.
Önümüzdeki 3 yıl itibariyle Galatasaray Spor kulübünün başkanlığını yapacak olan Ünal Aysal, çok zor bir dönemde bu göreve geldi. Zira kulüp, futbol takımının başarısızlığının pimini çektiği bir kaos içerisinde sahipsiz bir şekilde sürüklenmeye başladı. 2009-2010 futbol sezonu sonunda Adnan Sezgin - Haldun Üstünel arasında yapılan, bana göre ve bir çok Galatasaraylıya göre yanlış seçim; gönderilen futbolcular ve gelen futbolcular arasındaki kalite farklarının yanı sıra, Frank Rijkaard’ın arkasında durulmayarak gönderilmesi, (ki bugünlerde bir hocanın arkasında güvenilerek durulduğu zaman neler olacağını Fenerbahçe şampiyon olarak göstermiştir) daha sonra getirilen Gheorghe Hagi ‘nin yine ligin bitimine az bir süre kala görevden ayrılması, takımın hiçbir şekilde düzelme gösterememesi ve kaybedilen özgüven Adnan Polat yönetimine sabırları azaltırken; tüm bu süreçte kulübün hiçbir platformda hakkının savunulmaması ile ortaya çıkan otorite boşluğu sarı-kırmızıya neredeyse büyüklüğünü unutturmuş, her kesimden kişilerin rahatça laf geçirebileceği ve hatta hakaret etme cüreti gösterme boyutuna ulaşması artık sonu hazırlamıştı. Saha içinde hakemler, federasyon, rakip takım yöneticileri ve hatta rakip takım futbolcuları; saha dışında ise bir çok kesimin artık tamamen saygısı yitirilmişti. Basının ( burada kastım özellikle ntvspor, telegol ve hürriyet gazetesidir) istediği gibi yazıp çizmesi, yalan yanlış saldırmaları çoğalmıştı. Gerçi Ünal Başkan seçimin ertesi günü Telegol programında ilk ayarını Serhat Ulueren’e çok güzel bir şekilde verdi ve taraftarın özlediği bi duruş sergiledi. 15 ocak 2011 tarihinde Türk Telekom Arena Stadı açılışında ve sonrasında Adnan Polat’ın şahsi menfaatleri doğrultusunda hareket edip, koskoca Galatasaray spor Kulübü Başkanlığını unutmuş olması; Başbakan, bakanlar ve Toki Başkanı Erdoğan Bayraktar başta olmak üzere bir çok bürokratın dahi rahat rahat hakaret ve suçlamalarda bulunduğu dönemde; taraftarının protesto hakkını saklı tutup savunmak yerine kamera tespiti yaptırıp suçlu aratmaya kalkması artık o koltukta kalamayacağını kesinleştirmişti. Zaten tüm bu yazdığım sebepler sonunda Türkiye’ye demokrasi dersi verecek şekilde seyreden bir mali kurul sonrası yönetim seçim kararı almış ve bir kere daha camia köklerine sahip çıkmıştı. Tüm bu durum içinde Ünal Aysal ve ekibinden beklenen 6 yılda bilmem kaç kupadan öte; camiaya saygınlığının yeni baştan ve fazlasıyla tekrar kazanılması, futbol takımı üzerinde disiplin, otorite ve birliktelik ortamının yeniden sağlanması, futbolculara Galatasaray’ın ve armanın ne anlama geldiğinin dikkatlice anlatılması ve özlenen kaliteli kadronun zaman içerisinde oluşturulmasıdır.
Tüm bu yukarda saydıklarımı başaracaklar mı zaman içinde göreceğiz ancak yine Galatasaray camiası ve taraftarına düşen sabretmek ve beklemek. Mali kurulda yaşananları hiç unutmadan ve köklerimize, içimizdeki arma aşkına güvenerek ümit etmek. Biliyorum ki, Galatasaray layık olduğu yerlere en kısa zamanda tekrar ulaşacaktır. Diliyorum ki yaşadığımız bu kötü sezon bir daha hiç olmasın ve Ünal Başkan liderliğinde hayırlı bir yeniden doğuş yaşansın.
Tabii tüm bunların dışında seçimde ve seçim sonunda yaşanan bazı ilginç detayları da tarihe not düşmek gerek. Oy sayma sırasında 1905. Oyda Ünal Aysal başkanlığı garantiledi. Seçim sonrası yaptığı konuşmasında “size 3 şey vaad ediyorum: başarı, başarı, başarı…” dediği anda Ankara’da Gençlerbirliği maçında Galatasaray skoru 1-0 dan 2-1e getirdi, ve saatler 20.45 i gösteriyordu. Hayırlı olsun!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder